Blog

  • Vedia Nedir? Neye Denir?

    Vedia (Saklama sözleşmesi), borçlar hukukunda ve medeni hukukta, “bir kimsenin (saklatanın), taşınır bir malı korumak ve istenildiğinde geri vermek üzere başka bir kimseye (saklayana) teslim ettiği iki taraflı sözleşme ve bu sözleşmeye konu olan emanet mal”dır.

    Vedia Akitinin Fıkhi ve Pozitif Temelleri

    Adalet Bakanlığı Hukuk Sözlüğü’nde “saklanmak üzere bırakılan emanet mal, saklama sözleşmesi” şeklinde tanımlanır. İslâm borçlar hukukunda (fıkıh) vedia, güven ve emanet esaslarına dayanan en köklü akitlerdendir.

    TDV İslâm Ansiklopedisi vedia maddesinde açıklandığı üzere; saklayan kişi (müstevda’) emanet malı kendi malı gibi korumakla mükelleftir. Saklayanın kusuru olmaksızın malın telef olması durumunda tazminat sorumluluğu doğmaz (emanet yed kuralı).

    Türk Borçlar Kanunu m. 561 Uyarınca Saklama Sözleşmesi

    6098 sayılı TBK’nın 561. maddesi uyarınca saklama sözleşmesiyle saklayan, saklatanın kendisine bıraktığı taşınır bir malı güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlenir. Saklayan, saklatanın izni olmadıkça malı kullanamaz; saklatan istediği an malın iadesini talep edebilir.

    Edebi Eserlerde Vedia Kavramı

    Emanet edilen mallar ve vicdani sorumluluklar edebiyatımızda şöyle yer bulmuştur:

    “Yola çıkarken arkadaşına bıraktığı o kıymetli mücevherler, hukuken ve vicdanen korunması gereken kutsal bir **vedia** niteliğindeydi.”
    Halid Ziya Uşaklıgil, Mai ve Siyah

    İlişkili Kavramlar ve Bağlantılar

    Vedia konusu malın iadesi zamanı geldiğinde Muaccel olur ve borçlu tarafından İfa edilir. Temsil yetkisi Ahz-u Kabz kurallarına tabidir.

    Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

    1. Vedia ne demektir?

    Hukukta korutulmak ve geri alınmak üzere teslim edilen emanet mal ve saklama sözleşmesidir.

    2. Saklayan kişi vedia konusu malı kullanabilir mi?

    Kural olarak saklatanın açık veya zımni izni olmadıkça saklayan malı kullanamaz.

  • Vacibü’r-Riaye Nedir? Neye Denir?

    Vacibü’r-Riaye, klasik hukuk dilinde ve borçlar hukukunda, “uyulması, gözetilmesi, riayet edilmesi hukuken, sözleşmeyle veya ahlaken zorunlu olan kural, şart ve yükümlülükler” anlamına gelen tamlamadır.

    Vacibü’r-Riaye Kavramının Fıkhi ve Doktrinel Yönü

    Adalet Bakanlığı Hukuk Sözlüğü’nde “uyulması gerekli olan kural, göz önünde tutulması zorunlu şart” olarak açıklanır. İslâm borçlar hukukunda (fıkıh) akitlere koyulan meşru şartların bağlayıcılığı şürût-ı vacibü’r-riaye kavramıyla ifade edilir.

    TDV İslâm Ansiklopedisi akit ve şart maddelerinde vurgulandığı üzere; Mecelle’nin “Müslümanlar belirledikleri şartlara uyarlar” kaidesi gereğince, hukuka uygun her şart vacibü’r-riaye kabul edilmiştir.

    Modern Borçlar Hukukunda Bağlayıcı Şartlar

    Sözleşmelere konulan emredici hükümler ve dürüstlük kuralının gerektirdiği özen borçları vacibü’r-riaye nitelik taşır. Şartlara uyulmaması borca aykırılık sonuçlarını doğurur.

    Edebi Eserlerde Vacibü’r-Riaye Kavramı

    Verilen sözlerin ve yasal şartların mutlak bağlayıcılığı edebiyatımızda şöyle geçer:

    “Mukavelenameye konulan o özel madde, taraflar için tartışmasız **vacibü’r-riaye** bir kaide hükmündeydi.”
    Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu

    İlişkili Kavramlar ve Bağlantılar

    Sözleşmeye eklenen maddeler Kloz olarak adlandırılır. Bağlılık ilkesi Ahde Vefa esasında incelenir.

    Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

    1. Vacibü’r-riaye ne anlama gelir?

    Uyulması ve gözetilmesi yasal veya sözleşmesel olarak zorunlu olan kural demektir.

    2. Sözleşme şartı vacibü’r-riaye değilse ne olur?

    Hukuka, ahlaka veya kamu düzenine aykırı olan şartlar vacibü’r-riaye sayılmaz ve geçersizdir.

  • Usul Nedir? Neye Denir?

    Usul (yargılama hukuku/prosedür), hukuk bilimi ve fıkıh metodolojisinde, “maddi hukukun tanıdığı hakların mahkeme önünde aranması, incelenmesi ve karara bağlanması esnasında izlenmesi zorunlu olan şekli kurallar, yöntemler ve adli prosedürler bütünüdür.” “Usul esastan önce gelir” ilkesinin temelidir.

    Usul Kavramının Fıkhi ve Yargısal Temelleri

    Adalet Bakanlığı Hukuk Sözlüğü’nde “yol, yöntem, davanın mahkemede görülmesi sırasındaki kurallar” olarak tanımlanır. İslâm hukuk biliminde usûlü’l-fıkıh (hukuk metodolojisi) ve edebü’l-kādî (yargılama usulü) terimleriyle açıklanır.

    TDV İslâm Ansiklopedisi usul maddesinde vurgulandığı üzere; haklı olanın hakkına kavuşabilmesi, adli düzenin ve şekli usul kurallarının katı bir disiplinle uygulanmasına bağlıdır.

    Pozitif Hukukta Usul Kurallarının Emrediciliği

    Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) usul hukukunun ana düzenlemeleridir. Usul kuralları kamu düzenine ilişkindir ve hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir. Usule aykırı yapılan adli adımlar esasa girilmeden davanın usulden reddine sebebiyet verir.

    Edebi Eserlerde Usul Kavramı

    Mahkeme prosedürleri ve adli şekilcilik edebiyatımızda şöyle anlatılmıştır:

    “Haklılığına zerre kadar şüphesi yoktu fakat mahkemenin emrettiği katı **usul** kurallarını zamanında yerine getirmediği için davası usulden reddedildi.”
    Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Yaban

    İlişkili Kavramlar ve Bağlantılar

    Davanın başında usuli adımlar Evvela denetlenir. Oturum işlemleri Celse tutanağına geçirilir. Verilen kararlar Hüküm fıkrasıyla son bulur.

    Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

    1. “Usul esastan önce gelir” ne demektir?

    Bir davada kimin haklı olduğuna (esasa) bakılmadan önce, davanın usul kurallarına uygun açılıp açılmadığının incelenmesi kuralıdır.

    2. Usulden ret kararı ne anlama gelir?

    Davanın esası incelemeksizin, dava şartı veya usul eksikliği nedeniyle reddedilmesidir.

  • Tam Ehliyetsiz Nedir? Neye Denir?

    Tam ehliyetsiz, medeni hukuk rejiminde, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı veya benzeri sebeplerle “ayırt etme gücünden (temyiz kudretinden) sürekli veya geçici olarak mutlak yoksun olan şahıs”tır.

    Tam Ehliyetsizliğin Fıkhi ve Pozitif Esasları

    Adalet Bakanlığı Hukuk Sözlüğü’nde “ayırt etme gücü bulunmayan ve bu nedenle fiil ehliyeti hiç olmayan kimse” olarak açıklanır. İslâm borçlar hukukunda sabiyy-i gayr-i mümeyyiz (sezgin olmayan çocuk) ve mecnun bu kategoridedir.

    TDV İslâm Ansiklopedisi ehliyet ve kısıtlılık maddelerinde vurgulandığı üzere; akli melekesi bulunmayan şahsın irade beyanı hukuken irade sayılmaz ve beyanları yok hükmündedir.

    TMK m. 15 Uyarınca Tam Ehliyetsizlerin İşlemleri

    Türk Medeni Kanunu’nun 15. maddesi uyarınca; “Kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz.” Tam ehliyetsizlerin yaptığı sözleşmalar kesin olarak geçersizdir (mutlak butlan/yokluk). Bu kişilerin namına yasal temsilcileri (veli/vasi) işlem yapar.

    Edebi Eserlerde Tam Ehliyetsiz Kavramı

    Akıl sağlığını kaybeden insanların yasal durumu edebiyatımızda şöyle aktarılmıştır:

    “Zihni melekelerini tamamen kaybeden yaşlı adamın hukuken **tam ehliyetsiz** sayılmasıyla birlikte, mülklerinin idaresi resmiyete uygun olarak vasisine devredildi.”
    Peyami Safa, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

    İlişkili Kavramlar ve Bağlantılar

    Akil olan ergin kişiler Ehliyet sahibi sayılır. Sezgin küçükler Sınırlı Ehliyetsiz kabul edilir. Mahkeme kısıtlama kararı Hacir müessesesidir.

    Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

    1. Tam ehliyetsiz bir kişinin imzaladığı sözleşme geçerli midir?

    Hayır, ayırt etme gücü olmayan kişinin imzası hukuken geçersizdir ve işlem yok hükmündedir.

    2. Tam ehliyetsizlerin haksız fiil sorumluluğu var mıdır?

    Kural olarak kusur sorumlulukları yoktur; ancak hakkaniyet gerektirdiği hallerde hakim tazminata hükmedebilir (TMK m. 65).

  • Sıhrî Hısım Nedir? Neye Denir?

    Sıhrî hısım (Kayın hısımlığı), aile hukukunda ve kişiler hukukunda, “evlenme akdiyle birlikte eşlerden biri ile diğer Eşin kan hısımları arasında kendiliğinden kurulan yasal akrabalık bağı”dır.

    Sıhrî Hısımlığın Fıkhi ve Pozitif Temelleri

    Adalet Bakanlığı Hukuk Sözlüğü’nde “evlenme yoluyla kurulan akrabalık, kayın hısımlığı” biçiminde açıklanır. İslâm aile hukukunda sıhrî akrabalık (müsâhere) evlenme engellerini ve mahremiyet sınırlarını belirler.

    TDV İslâm Ansiklopedisi sıhriyet ve nikah maddelerinde belirtildiği üzere; evlilikle doğan sıhrî akrabalık belirli derecelerde sürekli evlenme yasağı doğurur (örneğin kayınvalide ile evlenme yasağı).

    Türk Medeni Kanunu m. 18 Uyarınca Kayın Hısımlığı

    TMK’nın 18. maddesi gereğince; “Eşlerden biri ile diğer eşin kan hısımları, aynı derece ve soysoyda kayın hısımı olurlar. Kayın hısımlığı, kendisini meydana getiren evliliğin sona ermesiyle ortadan kalkmaz.” Usul hukukunda sıhrî hısımlık hakimin davaya bakamayacağı veya tanıklıktan çekinebileceği haller arasında sayılmıştır.

    Edebi Eserlerde Sıhrî Hısım Kavramı

    Evlilikle kurulan akrabalık bağları ve aile içi hukuk mücadeleleri edebiyatımızda şöyle aktarılmıştır:

    “Evlilik bitmişti ama kanun gereği **sıhrî hısım** sayılan kayınpederiyle adliye koridorlarında süren o miras davası devam ediyordu.”
    Halid Ziya Uşaklıgil, Mai ve Siyah

    İlişkili Kavramlar ve Bağlantılar

    Sıhrî hısımlığı doğuran ana işlem yasal Akit niteliğindeki evlenmedir. Hakimin sıhrî hısımları hakkındaki davalara bakamaması usul hukuku kurallarına tabidir.

    Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

    1. Boşanma ile kayın hısımlığı (sıhrî hısımlık) biter mi?

    Hayır, TMK m. 18 uyarınca evlilik boşanmayla sona erse bile kurulmuş olan kayın hısımlığı hukuken ortadan kalkmaz ve üstsoy ile evlenme yasağı devam eder.

    2. Eşler birbirinin sıhrî hısımı mıdır?

    Hayır, kalben ve hukuken eşler birbiriyle hısım değil “eş”tir. Sıhrî hısımlık bir Eş ile diğer Eşin kan hısımları arasında doğar.

  • Suç Tasnifi Nedir? Neye Denir?

    Suç tasnifi, ceza hukukunda, kanunda düzenlenen suç tiplerinin korunan hukuki değere, faillik sıfatına, işleniş biçimlerine veya yaptırım ağırlıklarına göre sistemli kategorilere ayrılmasıdır.

    Suç Tasnifinin Doktrinel ve Fıkhi Yapısı

    Adalet Bakanlığı Hukuk Sözlüğü’nde “suçların niteliklerine göre gruplandırılması” şeklinde tanımlanır. İslâm ceza hukukunda suçlar ihlal edilen hakka ve yaptırım türüne göre had, kısas ve ta’zîr olmak üzere üç ana tasnife tabi tutulur.

    TDV İslâm Ansiklopedisi ukūbât ve suç maddelerinde açıklandığı üzere; suç tasnifleri cezanın belirlenmesi, şikâyet şartı ve af yetkisinin sınırlarını tayin etmede belirleyici rol oynar.

    5237 Sayılı TCK’da Suç Tasnifi

    Türk Ceza Kanunu suçları korunan hukuki değere göre tasnif etmiştir: Kişilere Karşı Suçlar, Topluma Karşı Suçlar, Millete ve Devlete Karşı Suçlar. Ayrıca kast/taksir ayrımı, icrai/ihmali suç ayrımı ve şikâyete tabi olan/olmayan suç ayrımı temel tasnif biçimlerindendir.

    Edebi Eserlerde Suç Tasnifi Kavramı

    Suçların nitelikleri ve ceza kanunlarının kategorileri edebiyatımızda şöyle geçer:

    “Savcının hazırladığı iddianamedeki **suç tasnifi**, eylemin basit bir hırsızlık değil, nitelikli bir kamu zararı sayılacağını ortaya koyuyordu.”
    Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna

    İlişkili Kavramlar ve Bağlantılar

    Ceza kanunlarındaki ağır suçlar geçmişte Cürüm olarak adlandırılmaktaydı. Suçu işleyen Fail tasnife göre yargılanır. Mağdur taraf ise Müşteki sıfatı kazanır.

    Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

    1. Suç tasnifi neden önemlidir?

    Suçun hangi mahkemede görüleceğini, zamanaşımı sürelerini ve cezanın alt-üst sınırlarını belirlemek açısından zorunludur.

    2. Şikâyete tabi suç ayrımı ne demektir?

    Mağdurun şikâyeti olmadan adli makamlarca re’sen soruşturulamayan suç kategorisidir.

  • Sınırlı Ehliyetsiz Nedir? Neye Denir?

    Sınırlı ehliyetsiz, medeni hukukta, “ayırt etme gücüne (temyiz kudretine) sahip olan ancak ergin olmayan küçükler (mümeyyiz küçükler) ile ayırt etme gücüne sahip olup da mahkemece kısıtlanan (mümeyyiz kısıtlılar) şahıslar”dır.

    Sınırlı Ehliyetsizliğin Fıkhi ve Pozitif Esasları

    Adalet Bakanlığı Hukuk Sözlüğü’nde “sezgin küçükler ve kısıtlılar” şeklinde tanımlanır. İslâm hukukunda bu gruptakiler sabiyy-i mümeyyiz (ayırt etme gücü olan çocuk) veya kısıtlı mahcur olarak adlandırılır.

    TDV İslâm Ansiklopedisi hacir ve sabavet maddelerinde vurgulandığı üzere; ayırt etme gücü olan çocuğun tamamen karşılıksız kârına olan işlemleri (bağış kabulü) geçerli, zararına olan işlemleri geçersiz, karşılıklı borç yükleyen işlemleri ise velinin onayına tabidir.

    TMK m. 16 Uyarınca Sınırlı Ehliyetsizlerin Durumu

    TMK m. 16 gereğince sınırlı ehliyetsizler, yasal temsilcilerinin (veli/vasi) rızası olmadıkça kendi işlemleriyle borç altına giremezler. Ancak karşılıksız kazandırmaları kabul edebilirler ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları (örneğin dava açma, nişan bozma) tek başlarına kullanabilirler. Kefil olma, vakıf kurma ve önemli bağışlama yapma yasak işlemlerindendir.

    Edebi Eserlerde Sınırlı Ehliyetsiz Kavramı

    Gençlerin ve kısıtlıların hukuki işlemleri edebiyatımızda şöyle aktarılmıştır:

    “Henüz ergin olmadığı için **sınırlı ehliyetsiz** statüsünde sayılan gencin imzaladığı senet, babasının onayı olmaksızın alacaklıya hiçbir hak tanımıyordu.”
    Peyami Safa, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

    İlişkili Kavramlar ve Bağlantılar

    Ayırt etme gücü olmayan kişiler Tam Ehliyetsiz kuralına tabidir. Mahkemece kısıtlanma kararları Hacir müessesesidir. Genel hak yeterliliği Ehliyet rejiminde incelenir.

    Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

    1. Sınırlı ehliyetsizler kimlerdir?

    Ayırt etme gücüne sahip olan küçükler ve ayırt etme gücüne sahip kısıtlı erginlerdir.

    2. Sınırlı ehliyetsiz tek başına vasiyetname yapabilir mi?

    Ayırt etme gücüne sahip ve 15 yaşını doldurmuş olan sınırlı ehliyetsiz küçük tek başına geçerli bir vasiyetname yapabilir.

  • Sınırlı Ehliyetli Nedir? Neye Denir?

    Sınırlı ehliyetli, medeni hukukta, “kural olarak tam fiil ehliyetine sahip olmakla birlikte (ergin, ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlanmamış), kanunun saydığı bazı önemli hukuki işlemleri yapabilmesi için kendisine yasal danışman (kayyım) atanan şahıs”tır.

    Sınırlı Ehliyetliliğin Doktrinel ve Fıkhi Altyapısı

    Adalet Bakanlığı Hukuk Sözlüğü’nde “fiil ehliyeti belirli hukuki işlemler bakımından kısıtlanmış olan ergin kimse” olarak açıklanır. İslâm medeni hukukunda malvarlığı tehlikede olan şahıslara atanan müşavir/nâzır sistemi bu durumun dengidir.

    TDV İslâm Ansiklopedisi ehliyet ve vesayet maddelerinde açıklandığı üzere; kişinin malvarlığını korumak amacıyla belirli işlemlerde onay alma zorunluluğunun getirilmesi koruyucu hukuk esasına dayanır.

    TMK m. 429 Uyarınca Sınırlı Ehliyetlilerin Durumu

    4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 429. maddesi gereğince sınırlı ehliyetliler; dava açma, taşınmaz alım-satımı, kefil olma, bağışlama yapma ve kefalet gibi işlemleri ancak yasal danışmanın onayı ile yapabilirler. Bu işlemler dışındaki sıradan hukuki işlemleri ise tek başlarına geçerli şekilde gerçekleştirebilirler.

    Edebi Eserlerde Sınırlı Ehliyetli Kavramı

    Yasal denetim altındaki ergin kişilerin durumu edebiyatımızda şöyle yer bulmuştur:

    “Ergin bir adamdı fakat mahkemenin atadığı yasal danışmanın onayı olmadan tarlasını satamıyor, **sınırlı ehliyetli** bir hukuki statünün sınırları içinde yaşıyordu.”
    Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu

    İlişkili Kavramlar ve Bağlantılar

    Fiil ehliyetinin genel rejimi Ehliyet maddesinde düzenlenir. Ayırt etme gücü olmayan kişiler Tam Ehliyetsiz sayılır. Kısıtlılar ise Sınırlı Ehliyetsiz kategorisindedir.

    Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

    1. Sınırlı ehliyetli kimdir?

    Kendi adına kural olarak işlem yapabilen ancak kanundaki önemli 9 işlem için kendisine yasal danışman atanan kişidir.

    2. Yasal danışman onayı olmadan yapılan işlem geçerli midir?

    Hayır, yasal danışmanın izni veya onayı olmadan yapılan sınırlı işlemler askıda hükümsüzdür.

  • Resepsiyon Nedir? Neye Denir?

    Resepsiyon (Hukuk aktarımı), hukuk tarihinde ve anayasa hukukunda, “bir ülkenin, başka bir ülkenin hukuk sistemini, kanunlarını veya temel kodlarını kendi milli hukukuna iktibas ederek (aynen veya uyarlayarak) benimsemesi, kabul etmesi” sürecidir.

    Resepsiyon Kavramının Tarihsel ve Doktrinel Analizi

    Adalet Bakanlığı Hukuk Sözlüğü’nde “yabancı bir hukukun veya kanunun benimsenip kabul edilmesi” şeklinde tanımlanır. Türk hukuk devrimi aşamasında İsviçre Medeni Kanunu’nun ve Borçlar Kanunu’nun kabulü en tipik resepsiyon örneğidir.

    TDV İslâm Ansiklopedisi hukuk tarihi ve Tanzimat maddelerinde açıklandığı üzere; kanunlaştırma dönemlerinde yabancı hukuk kaynaklarından yapılan aktarımlar (resepsiyon) yerel kültür ve bürokrasiyle uyumlaştırma süreçlerini beraberinde getirmiştir.

    Pozitif Hukuktaki Yeri

    Resepsiyon yoluyla alınan kanunlar yayımlandığı andan itibaren iç hukukun milli bir parçası haline gelir ve Türk mahkemeleri tarafından uygulanır.

    Edebi Eserlerde Resepsiyon Kavramı

    Hukuk devrimi ve yeni kanunların kabulü edebiyatımızda şöyle yer bulmuştur:

    “Avrupa’dan yapılan o büyük **resepsiyon** hareketiyle adliyeye giren yeni kanunlar, toplumun asırlık gelenekleriyle adalet saraylarında yüzleşiyordu.”
    Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Yaban

    İlişkili Kavramlar ve Bağlantılar

    Başka kaynaklardan alıntı yapılması İktibas olarak adlandırılır. Kabul edilen metinler Kod haline getirilir. Uygulamalar Kanun gücü kazanır.

    Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

    1. Türk Medeni Kanunu hangi ülkeden resepsiyon edilmiştir?

    1926 yılında İsviçre Medeni Kanunu’ndan uyarlanarak resepsiyon edilmiştir.

    2. Resepsiyon edilen kanun yabancı kanun sayılır mı?

    Hayır, TBMM tarafından kabul edilip Resmi Gazete’de yayımlandığı andan itibaren milli kanun niteliği kazanır.

  • Pinhan Nedir? Neye Denir?

    Pinhan, kelime anlamı olarak “gizli, saklı, kamuya açık olmayan, alenileşmemiş” demektir. Hukukta, özellikle gizli duruşmalarda, kişisel verilerin korunmasında ve kısıtlılık kararlarında aleniyet ilkesinin zıddını ifade eden edebi-hukuki bir kavramdır.

    Pinhan Kavramının Doktrinel ve Fıkhi Yapısı

    Adalet Bakanlığı Hukuk Sözlüğü’nde “gizli, saklı olan şey” şeklinde karşılık bulur. İslâm yargılama usulünde aile mahremiyeti veya kamu güvenliği gereği duruşmanın gizli yapılması (pinhani yargılama) durumunu niteler.

    TDV İslâm Ansiklopedisi sır ve mahremiyet maddelerinde belirtildiği üzere; kişinin mahrem alanlarının ve pinhan kalan özel hayatının hukuken muhafaza edilmesi temel haklar arasında sayılmıştır.

    Güncel Yargılamada Gizlilik (Pinhan) Kararları

    HMK (m. 28) ve CMK (m. 182) uyarınca duruşmaların açık olması (aleniyet) esastır. Ancak genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde duruşmaların kapalı (pinhan) yapılmasına karar verilebilir.

    Edebi Eserlerde Pinhan Kavramı

    Gizlenen sırlar ve saklı kalan hakikatler edebiyatımızda şöyle yer bulmuştur:

    “Yıllardır kalbinde **pinhan** tuttuğu o acı sırrı nihayet hakimin önünde açıkladığında, vicdanındaki ağır yük duruşma salonuna dağılmıştı.”
    Halid Ziya Uşaklıgil, Mai ve Siyah

    İlişkili Kavramlar ve Bağlantılar

    Pinhan durumların aksine yargılamanın kamuya açık yapılması Aleniyet kuralıdır. Gizli niyetler yargılamada Delalet Etmek emareleriyle çözümlenir.

    Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

    1. Hukukta kapalı duruşma ne demektir?

    Kamu güvenliği veya genel ahlak gerekçesiyle izleyicilerin duruşma salonuna alınmadığı gizli yargılamadır.

    2. Gizli tutulan belgeler mahkemede delil olur mu?

    Hukuka uygun yollarla elde edilmiş olması şartıyla, gizlilik içeren belgeler de mahkemeye delil olarak sunulabilir.